Yatırımcı güveni finansal okuryazarlıktan geçiyor

FODER Başkan Yardımcısı Atilla Köksal, 2008 yılından beri gündemde olan “Finansal Okuryazarlık” konusunda özel sektör kuruluşlarının her şeyi devletten beklemeden çalışmalarını yoğunlaştırması gerektiğine işaret ederek şunları söyledi.

FODER Başkan Yardımcısı Atilla Köksal, bireysel emeklilik sistemine ve sermaye piyasasına duyulan güvenin finansal okuryazarlığın artmasıyla güçleneceğini vurgulayarak, “Zorunlu katılım sisteminin doğru çalışması için vatandaşların finansal planlama, tasarruf, birikim ve uzun vadeli yatırımlar konularında bilinçlendirilmesi gerekiyor” dedi.

Finansal okuryazarlık bilincinin artması Türkiye ekonomisinin gelişmesinde önemli bir kilometre taşını oluştururken, bireysel yatırımcılar bilinçlendikçe sermaye piyasası tabana yayılacak ve bireysel emeklilikte Otomatik Katılım Sistemi’ne duyulan güven daha da artacak.

Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği (FODER) ve bağımsız portföy yönetim şirketlerinin 3 Mayıs 2017 Çarşamba günü İstanbul’da Wyndham Grand Otel’de ortaklaşa düzenlediği basın toplantısında, “Uzun Vadeli Tasarrufun ve Aktif Varlık Dağılımının Önemi” ele alındı.

Basın toplantısının açılışında konuşan Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği (FODER) Başkan Yardımcısı Atilla Köksal, ekonominin en önemli sorunlarının başında sermaye piyasaları ve kurumsal yatırımcı tabanının yeterince gelişememesinin geldiğini belirterek, “Bunun çözümü ise finansal okuryazarlıktan geçiyor. Orta ve uzun vadeli yatırım alışkanlığına ülke olarak henüz yatkın değiliz” dedi.

Artık rüştünü ispatlamış olan ve yüzde 25 devlet katkısının olduğu Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) bile yeterli ilgiyi görmediğine dikkat çeken Köksal, “Zorunlu Katılım Sistemi’nden daha ilk aylarda yüzde 50’nin üzerinde çıkış olmasının en önemli nedeni kanımızca; sisteme duyulan güven eksikliği. Yatırımcı davranışlarının değiştirilmesi ve finans sektörüne duyulan güvenin geliştirilmesi için sermaye piyasalarındaki tüm finansal kurumların ortak çabası gerekiyor” görüşünü savundu.

Güven sağlamak için ‘önce yatırımcı’ denilmeli

FODER Başkan Yardımcısı Köksal, güven eksikliğinin orta ve uzun vadede giderilebileceğini belirterek, öncelikli olarak tüm sermaye piyasası paydaşlarının el ele vererek meslek prensipleri ve etik kuralların uygulanması konusunda hemfikir olması gerektiğini ifade etti. Köksal, “Ayrıca, sermaye piyasasındaki aracılık, yatırım danışmanlığı ve portföy yönetimi hizmetleri ‘önce yatırımcı’ felsefesi ile verilmeli, tüm sermaye piyasası çalışanları, yatırımcıların çıkarlarını kendi çıkarları önünde gözetmeli” dedi.

Finansal okuryazarlık için özel sektöre görev düşüyor

FODER Başkan Yardımcısı Atilla Köksal, 2008 yılından beri gündemde olan “Finansal Okuryazarlık” konusunda özel sektör kuruluşlarının her şeyi devletten beklemeden çalışmalarını yoğunlaştırması gerektiğine işaret ederek şunları söyledi: “Vatandaşlarımız finansal planlama, tasarruf, birikim ve uzun vadeli yatırımlar konularında bilinçlendirilmeli. Yatırım danışmanları, Portföy Yönetim ve Bireysel Emeklilik şirketleri yatırımcılara adil, şeffaf ve mümkün olduğunca düşük maliyetli ürünler sunmalı, teknolojiyi de kullanarak onlara finansal danışmanlık ve varlık dağılımı hizmetleri vermeli.”

Yüzde 30 devir şartı sektörde rekabeti artıracak

Kare Yatırım CEO’su Ümit Kumcoğlu da konuşmasında dünya genelinde emeklilik sistemlerine değinerek Türkiye’de gönüllü bireysel emeklilik sistemine ilave olarak 2017 yılı başından itibaren Otomatik Katılım Sistemi’ne geçildiğini hatırlattı. Uzun vadeli yatırımlar açısından BES’in önemine işaret eden Kumcuoğlu, “Uzun vadede yatırım yapılabilecek alanlar; hisse senedi, gayrimenkul, sabit getirili menkul kıymetlerde toplanıyor. Bireysel yatırımlarda reel getiriyi artırmak için uzun vadeli yatırımlara ağırlık vermek ve likiditeden biraz fedakarlık etmek gerekebilir. Emeklilik fonlarında ise uzun vadeli performans ve risk yönetimi çok önemli” diye konuştu.

KT Portföy Genel Müdürü Tayfun Özkan da konuşmasında Otomatik Katılım Sistemi’nin (OKS) getirdiği yeniliklere dikkat çekerek, “Bu yeniliklerden en önemlisi; 1 Temmuz 2017 tarihinden itibaren bir emeklilik şirketine ait emeklilik yatırım fonu portföyünün yüzde 30’undan fazlası, aynı portföy yönetim şirketi tarafından yönetilemeyecek. Hazine Müsteşarlığı tarafından uygulamaya geçirilecek yüzde 30 kuralını rekabet ortamının oluşması açısından önemsiyoruz. Çünkü hali hazırda toplam 65 milyar liralık fon büyüklüğünde ilk 4 emeklilik şirketinin payı yüzde 70’i buluyor ve ilk 4’ü de banka ortaklığı bulunan portföy şirketleri alıyor. Toplamda 43 portföy yönetim şirketi bulunmasına rağmen 21 tanesi emeklilik fonu yönetemiyor. Halbuki rekabet arttıkça getiriler yükselecek, maliyetler düşecek” görüşlerini dile getirdi. Çalışanlara “faizsiz (katılım esaslı)” emeklilik fonları sunulması zorunluluğunun da, sistemin yaygınlığını ve kapsayıcılığını artırdığını belirten Tayfun Özkan, bunun sonuçlarının da hemen alındığını, OKS’deki fonların %61’inin faizsiz sisteme geldiğini sözlerine ekledi.